14 Şubat 2011 Pazartesi
kara-bina
şehrin göbeğinde boş bir arsaydı. Belki 20 sene önce iş makinaları dev bir çukur açtılar. temel için. İçi göl gibi suyla doldu. Tuhaf, rahatsız edici bir hali vardı. Yakınından geçmek istemezdik, kimse istemezdi. Okula giderken yine de yakınından geçmek gerekirdi. Göl oluştuktan sonra hiç bir şey olmadı, uzun süre göl orada durdu. Sonra birden iki dev bina yapıldı, kara, tepelerinde kötü uzaylıların kaçış kapsülü gibi birer şey eklentili. Kara binaların kara bahtlı bir sahibi olduğunu tahmin etmek zor değil, falcılı efsaneler de dolaşıyordu... Kaderleri gibi çok büyük, çok siyah, kara bir delik gibi bir bina yaptılar. TV olacaktı, ofis olacaktı, otel olacaktı, hiç biri olmadı. Binaların olduğu yerdeki göletin insanı onu yok saymaya, unutmaya zorlayan rahatsız ediciliği binalara da geçmişti. Önünden her gün geçiyor ama dev binaları görmüyordum. Ta ki bir gün dev lobideki avizeleri binaların ölen sahibinin dev resmini aydınlatsın diye yakmalarına kadar. Hiçbir insanın yaparken bile görülmediği binada bir ışık yanıyordu, acaba o avizeleri yakmak ve o resmi asmak için içeriye biri girmiş miydi, pek de sanmıyorum...
13.02 istanbul
13.02 istanbul
19 Kasım 2009 Perşembe
16 Haziran 2008 Pazartesi
3 Nisan 2008 Perşembe
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

